Kimden neye başlayan bir masal olmuş. Sonsuz bir gerçekle başladığına inandığımız masallar uykumuzun en tatlı yerinde bir yalanla bölünmüş. Uyanmış küçük kız, sıçramış yatağından. Hadi bu rüya geçsin diye tanrıya dua etmek için elini açmış. Oda karanlık olduğundan ellerine bulaşanı şeker zannetmiş. Oysa şekerler bulanmayalı ellerine bir uyku öncesi kadar zaman geçmiş.
Ellerindekiler kanmış, kar(ay)mış. Ve bu yüzden yanmış.
İçinde balık tutulan tüm çukurlar kaybolmuş. Deniz çekilince; balıklar da çalılıkların arkasına saklanmış, elinde oltasıyla kalıveren balıkçıdan kaçmak için. Sen misinanı kendine dola. Yemlere ihtiyacımız yok. Tuttuğun her balığı şeker görünümlü yal/anlarınla zehirleyeceğini hepimiz biliyoruz. Balıklar da buna dâhil.
sesini duymayı sevdiklerim var..
tınısında dinlendiklerim..
koRkarım,yanmaktan yokLuklarında..
aynı izleri taşıyan küçük ayak sahipleri gibiyiz,






