Baharın ilk günlerinden birinde yeşil bant takıp saçına turuncu bir entari giymişti melek. Yeşile turuncu uyar mı demişti bana? Vereceğim cevaptan emin olarak bak çok uyumlu oldular demişti.
ikisi de ara renkti,analarınla karışıp gelmişlerdi. Biri kırmızıdan diğeri maviden kanamıştı. İkisi de baharın rengi değil miydi? Biri ilk biri son..
Pireler tellal olmuş develerin kestiği sakalları ilan etmekten sesleri yorulmuş. Böyle bir zamanda bilindik bir hikayeye benzemek istemiş kahramanlar. Tek kişilik diyalog mu olur? Ses gelir de kendine çarpar mı ? bu masalda olurmuş. Bu yüzden diğerlerine hiç benzememiş bu masal.üç. elma düşürürdüm ya hep sonlara, bu kez taş yağmış gökten. Dinozorların kökü kuruyacak büyüklükte taşlar bunlar. Atsan atamazsın,kaldıracak gücün yok.. bıraksan olduğu yere çökertir. Oysa hâlâ yaşarmış bu insanlar.
Bana bir yeşil çarptı baharın 20 sinde.evet tam 20ydi.. 20 gün önce,20 yağmur sonra.20 adım uzak,20 el yakın.. içim de,içime de bulandı.
Bu kadar monoton bir hikayeye, hiçbir kahraman ayak uyduramaz. Cadının zehirli elması gibi ucuz bir bahane üretir,sıkılan kişi. Hatta sapsız elmanın sapı, çöpsüz incirin çöpü der gitmek için.
Adem kovulmak için özel bir şey yapmadı. İnciri yedi sadece. Belki de elma,yasak ya.. senin bir nedene ihtiyacın yok. Bir tren peronda 1 saatten fazla kalamaz. Git.




