kimine göre çok yeni bana göre çok eski zamanın birinde,
birkaç zaman önce,
saman kalburda değil,
zaman kamburumun içinde yaşarken doldu gözlerim.
ne olduğunu anlayamamanın korkusuyla yeni isimler verdim halet-i ruhiyeme..
geçer dedim,zaman dedim,büyümek dedim.
yok,olmadı.
hiçbiri yakışmıyordu emanet duruyordu üstüme geçirdiğim sıfatlar.
yaralanmak olabilirdi
atmam suçu kimseye kendi yanlışlarımdandır,
kendi kanmışlığımdan.
tıkanır kalırım duvarlar arası her yol aynı köşeye çıkar.
hepsi dik gelir üstüme
fona bir müzik dolar önce içime sonra içine..
aynı anda söylenir belki de..
kimsenin bu tesadüfü algılayamadığı..
anlatılası şey değil
yağmurdan arta kalan kirlerini gördüm gözümü açtığımda
saat çalmamıştı ve ben geç uyandım..
önce bulanık geldi her şey
uykuyla uyanıklık arası olduğumu sandım
perdeyi kaldırdım
ışık girdikçe karanlığı aldı gözümü
hem geç kalmış olmanın üzüntüsü
hem siyaha duyduğum kin kaldırdı beni
yıkadım yüzümü
yeni bir güne başladım
dilimde elifimin sözü
"her şey güzel olacak"
kulağımda onun şarkısı
kadife sesli kadın..
yüzümde tebessüm yeni doğan güneşe..
her şeye,herkese..
Non, je ne regrette rien,
Car ma vie, car mes joies
Aujourd'hui, ça commence avec toi...
28 Eylül 2008 Pazar
27 Eylül 2008 Cumartesi
nefret işte..
midem bulanıyor..
iğreniyorum.
kendime yazık.
bana,vaktime,şehirlerin güzelliğine..
istemiyorum artık.
midem bulanıyor.
içimde biriktirdiklerimle seni kusuyorum.
sustum artık,yazamam.
iğreniyorum.
kendime yazık.
bana,vaktime,şehirlerin güzelliğine..
istemiyorum artık.
midem bulanıyor.
içimde biriktirdiklerimle seni kusuyorum.
sustum artık,yazamam.
13 Eylül 2008 Cumartesi
12 eylül 160 kilometre.
şehr-i istanbul..
kaç can aldın,
kaç can döküldü seni tutabilmek için avuçlarında..
heybetli kent..
her tarafın denizken sen kana mı susadın bundan mıdır acımasızlığın..
gelir geçer mi senden her yürek,
nerende toplarsın bunca parçayı,
bundan mıdır denizlerinin kiri..
umduğunu bulmaz mı sende insan,
hangi sokak arasına saklarsın yarı(m)nımı
bulamam ki bilmem yol,iz,düş..
ben bir otobüsten inerim beni hayat karşılar..
içtiğim suda bulurum onu,
sana karşı yediğim her lokmada..
attığım her adımda kaybolurum elimden tutar hayat,
"oraya değil,bu tarafa" der ve sürükler beni sürekli..
istediğim yerde bulurum kendimi..
meğer ne çok yolun varmış şehr-i istanbul..
ne çok kuytu köşen varmış,
görememişim,bir hayat seni anlamaya yetmez ki
keşke canım çok olsa verebilsem hepsini..
bir darbede yıldönümünde indi hayatıma..
oysa ben aptalmışım,
tüm sayıları bir sandım..
iki bir,milyon bilmem kaç fazlası..
nazar okudum bugün üstüme ayet ayet
tevekkül ve teşekkür ettim Yaradana
"beni bunca mutluluğa,ve hayata layık gördüğün için teşekkürler"dedim.
"bunları sen verdin,gerisi de sana kalmış"
keşke değişseydim duamı,
"beni alıkoyma bunlardan" deseydim..
çünkü ben aşık oldum.
evet hepsi bu.
hem de aşk,hem de mecnun..kays.deli.hepsi.
ama duamı kabul etti gerisini kendi istedği gibi yaptı.
içtiğim suyu,yediğim lokmayı,seyrettiğim şehri,
şehr-i istanbul'u aldı elimden.
geriye ben kalmadım.
yine de teşekkür ederim,beni anlamlı kılan her şeye,herkese.
önümde beni geçici mutluluklara ulaştıracak bir sınav var.sanırım ona odaklansam nefes almayı sürdürürüm bir 50 yıl daha..ancak yazamam artık..içtiğim su,yediğim lokma,aldığım nefes yok..şehr-i istanbul göç etti..
bilmiyorum..
kaç can aldın,
kaç can döküldü seni tutabilmek için avuçlarında..
heybetli kent..
her tarafın denizken sen kana mı susadın bundan mıdır acımasızlığın..
gelir geçer mi senden her yürek,
nerende toplarsın bunca parçayı,
bundan mıdır denizlerinin kiri..
umduğunu bulmaz mı sende insan,
hangi sokak arasına saklarsın yarı(m)nımı
bulamam ki bilmem yol,iz,düş..
ben bir otobüsten inerim beni hayat karşılar..
içtiğim suda bulurum onu,
sana karşı yediğim her lokmada..
attığım her adımda kaybolurum elimden tutar hayat,
"oraya değil,bu tarafa" der ve sürükler beni sürekli..
istediğim yerde bulurum kendimi..
meğer ne çok yolun varmış şehr-i istanbul..
ne çok kuytu köşen varmış,
görememişim,bir hayat seni anlamaya yetmez ki
keşke canım çok olsa verebilsem hepsini..
bir darbede yıldönümünde indi hayatıma..
oysa ben aptalmışım,
tüm sayıları bir sandım..
iki bir,milyon bilmem kaç fazlası..
nazar okudum bugün üstüme ayet ayet
tevekkül ve teşekkür ettim Yaradana
"beni bunca mutluluğa,ve hayata layık gördüğün için teşekkürler"dedim.
"bunları sen verdin,gerisi de sana kalmış"
keşke değişseydim duamı,
"beni alıkoyma bunlardan" deseydim..
çünkü ben aşık oldum.
evet hepsi bu.
hem de aşk,hem de mecnun..kays.deli.hepsi.
ama duamı kabul etti gerisini kendi istedği gibi yaptı.
içtiğim suyu,yediğim lokmayı,seyrettiğim şehri,
şehr-i istanbul'u aldı elimden.
geriye ben kalmadım.
yine de teşekkür ederim,beni anlamlı kılan her şeye,herkese.
önümde beni geçici mutluluklara ulaştıracak bir sınav var.sanırım ona odaklansam nefes almayı sürdürürüm bir 50 yıl daha..ancak yazamam artık..içtiğim su,yediğim lokma,aldığım nefes yok..şehr-i istanbul göç etti..
bilmiyorum..
01 Eylül 2008 Pazartesi
başlarken sıfırdan
"birgün geleceğim " demiştim."şehrin her köşesini sokak sokak gezeriz,hatta kalırsın bile benimle" demişti. "hem insanlar sözlerini tutar değil mi?"dediğimde,
"tutar"..demişti.değişti..
yormuyor artık beni hiçbir kelime.anlamsızca karalıyorum tüm yazdıklarımı.
soluma dair her şeyi kaybediyorum bugünlerde..
müzikteki sol notası yok artık,
başımı yaslayıp ağladığım sol omuz da,
sol kolumu kullanamıyorum bir de..(oysa sağ elimi hiç kullanmadım hayatımda)
sol şeritten geçemiyorum yollar tek çizgili şeritlerden oluşuyor,
geçemiyorum,gidemiyorum.
sloganlar atamıyorum içimin en muhafazakar köşelerine inat..
solmak kelimesinin mastarı bile anlamını yitirdi baksana..
içimdeki kitle büyür taşar..
canımı yakar,yazamam
bahardan başka bir mevsime geçiştir oysa bu..
bugün sonbaharın ilk günü..
onu bulduğumda tarih yaşının aynısıydı..
bir ay 32 olmuyordu ve soruyordum sen yaşlanırsan ne yaparım diye..
birileri büyüyordu,yitiyordu.unutuyordu.insana özgü eyvallah der geçerim gülerim.ağlarım.
ama bilmiyorum.bir nedeni olmalı her şeyin değil mi?
bir not aldım gece vakti..keşke böyle olmasaydı dedim.tüm sesler sustu.doğanın raksı başladı..ayine katılamadım.kendimden öteye çıkamadım..onlarla olamadım.
ağıtlar yakan şair olmak istedim,
şirk koştum kendime,
Yunusu özledim.
içimdeki tüm Molla'lları kovmak istedim,
şeytandan öteye bişey kalmadı içimde.
beni adam et.
affet.
ama uzak etme.
güzel not/a: keşke Oya abla kadar sevilebilseydim.o kadar küçük ve o kadar çocuk kalabilseydim. bırakabilir miydim?hiç sanmam :)
"tutar"..demişti.değişti..
yormuyor artık beni hiçbir kelime.anlamsızca karalıyorum tüm yazdıklarımı.
soluma dair her şeyi kaybediyorum bugünlerde..
müzikteki sol notası yok artık,
başımı yaslayıp ağladığım sol omuz da,
sol kolumu kullanamıyorum bir de..(oysa sağ elimi hiç kullanmadım hayatımda)
sol şeritten geçemiyorum yollar tek çizgili şeritlerden oluşuyor,
geçemiyorum,gidemiyorum.
sloganlar atamıyorum içimin en muhafazakar köşelerine inat..
solmak kelimesinin mastarı bile anlamını yitirdi baksana..
içimdeki kitle büyür taşar..
canımı yakar,yazamam
bahardan başka bir mevsime geçiştir oysa bu..
bugün sonbaharın ilk günü..
onu bulduğumda tarih yaşının aynısıydı..
bir ay 32 olmuyordu ve soruyordum sen yaşlanırsan ne yaparım diye..
birileri büyüyordu,yitiyordu.unutuyordu.insana özgü eyvallah der geçerim gülerim.ağlarım.
ama bilmiyorum.bir nedeni olmalı her şeyin değil mi?
bir not aldım gece vakti..keşke böyle olmasaydı dedim.tüm sesler sustu.doğanın raksı başladı..ayine katılamadım.kendimden öteye çıkamadım..onlarla olamadım.
ağıtlar yakan şair olmak istedim,
şirk koştum kendime,
Yunusu özledim.
içimdeki tüm Molla'lları kovmak istedim,
şeytandan öteye bişey kalmadı içimde.
beni adam et.
affet.
ama uzak etme.
güzel not/a: keşke Oya abla kadar sevilebilseydim.o kadar küçük ve o kadar çocuk kalabilseydim. bırakabilir miydim?hiç sanmam :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



